“Helal daire” mi “Haram daire” mi?

*Bu deneme yazısı ilmi bir nitelik taşımaz, yazarın şahsi kanaatlerini/sorularını içerir, yazarı bağlar.

Helal ve haram daire (temsili) :) Görsel: istock

Dinle ilgili bir konu konuşulurken sıkça kullanılan bir ifade oldukça dikkatimi çekiyor: “Helal daire”.

Bu helal daire yaklaşımına göre; dinin yasakladığı ve yasaklamadığı hususlar var ve helal daire dinin yasaklamadığı hususları temsil ediyor, bu dairenin dışı da yasaklanmış olanları temsil ediyor.

Medeniyetimizin ürettiği güzel bir kelâm-ı kibarı var: “Teşbihte (benzetmede) hata olmaz” Yani “bir konuda benzetme yapacaksanız doğru yapın, benzetmede hata yapılmaz, benzetme hatayı kaldırmaz” diyor bu söz bize. Gelin görün ki yukarıdaki “daire” benzetmesinde köklü bir hata yapıldığını düşünüyorum şahsen. Dinin yasakları konusunda “helal daire” yaklaşımı “herşey yasaktır, bunların içinden bir kısmı serbesttir / helaldir” düşüncesi üzerine kurulu. Halbuki Kur’an’a ve Peygamberimizin (s) uygulamalarına bakıldığında bunun tam tersi söz konusu.

Maide 87. ayet: “Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı temiz ve güzel şeyleri kendinize haram kılmayın, fakat sınırları da aşmayın; unutmayın ki Allah haddi aşanları sevmez.”

Araf 32. ayet: “De ki: “Allah’ın kulları için yarattığı güzelliği, rızkın iyisini, temizini yasaklayan kim?” De ki: “Bunlar dünya hayatında imana erenler için [meşru]durlar; Kıyamet Günü’nde ise yalnızca onlara özgü olacaklardır.” Anlama-kavrama yeteneği olan insanlar için bu mesajları Biz işte böyle açık açık dile getiriyoruz!”

Bu ayetlere benzer başka ayetler de mevcut. Peygamberimizin (s) uygulamalarına bakıldığında ise yasakları minimize etme eğilimi net olarak görülüyor. Öyle ki insanların dini detaylandıran sorularını dahi cevaplamıyor peygamberimiz, hatta böyle sorular en sevmediği ve uzak durduğu sorular diyebiliriz. Örn:

“Herhangi bir konuyu size emredip yasaklamadığım sürece, siz de beni kendi halime bırakın. Sizden önceki ümmetleri çok soru sormaları ve peygamberlerine karşı münakaşaya dalmaları helâk etti. Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakının, bir şeyi emrettiğimde de onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getirin.” (Buhârî, İ’tisâm 2; Müslim, Hac 412, Fezâil 130–131)

Bu temel referanslar, aslında ortada olanın bir “helal daire” değil “haram daire” olduğuna, yani herşeyin özünde helal, sadece bazı şeylerin haram olduğuna işaret ediyor. Bu bağlamda “haram daire” yaklaşımının İslam’ın insan hürriyetini destekleyen yönüne çok daha uygun olduğu kanaatindeyim.

“Helal daire” yaklaşımı yasakçı ve insana hayatı dar eden bir düşünceye evrilebiliyor maalesef. Her önüne gelen de bu daireyi daha da daraltıp diğer insanlar üzerinde tahakküm kurma cür’eti gösterebiliyor. İnsan gerek inançsal, gerek düşünsel, gerek duygusal açıdan zaten pek çok dışsal yönlendiricinin tahakkümü altına girmeye meyilli. Helal daire yaklaşımı da inanç açısından insanın hayatını tahakküm altına alıyor ve kerameti kendinden menkul bir takım kişilere inanç yoluyla insanların hayatlarına tahakküm etmenin kapısını aralıyor, onların en özel hayatlarına karışma cüreti göstermesine sebep oluyor.

İslam’ın haramları çok kısıtlı tutması yönüyle yasakçı ve insana hayatı dar eden dini düşünceden ayrıldığını düşünüyorum. İslam insana “Aman ha, sen özgür ve özgünsün. Aklını, duygunu, inancını sakın sahte olanlara teslim etme, onlardan takdir / onay toplamak için yaşama, ille birine teslim olacaksan Allah’a teslim ol, ille birinden takdir / onay umacaksan Allah’ın rızasını ara” çağrısı yapmış, insanı limana demirlemeye değil ufukları keşfetmeye çağırmış oluyor adeta. “Olmaz denilenler olabilir” diyor, küçük düşünmemeyi öğütlüyor, bizi Truman Show’un fanusundan dışarı çıkmaya davet ediyor sanki.

Uzattım yine, affola. :)

Özetle: Helal dairede sıkışıp limana demirlemek düşüncesi yerine, haram daireden kaçıp ufka yelken açmak düşüncsi çok daha heyecan verici değil mi? :)

--

--

Meraklı biri. Okur-yazar. Öğrenmeyi, özetlemeyi, öğretmeyi pek sever. Tıp doktoru, en pratisyeninden. Halk Sağlığı doktoru, en tembelinden.

Love podcasts or audiobooks? Learn on the go with our new app.

Abdullah Uçar

Meraklı biri. Okur-yazar. Öğrenmeyi, özetlemeyi, öğretmeyi pek sever. Tıp doktoru, en pratisyeninden. Halk Sağlığı doktoru, en tembelinden.