Parti Fanatizmine dair Notlarım

Abdullah Uçar
3 min readJul 5, 2019

--

Keşke ülkemizin siyasi ortamı şu fotoğraf karesinde göründüğü gibi olsa, liderlerimiz ulusal çıkarlarımız için birbirlerin destekçisi olsa, eleştirdiğini dahi ülke menfaatlerini gözeterek eleştirse idi. Lakin partizanlık giderek tüm siyasi erdemlerin önüne geçiyor. Parti fanatizmi insanlarımızı kabalaştırıyor, vahşileştiriyor, tek tipleştiriyor.

Birkaç örnek verip adını koymak isterim:

1) Bir teşekkürü dahi çok görme durumu
A partisinin belediye başkanı şimdiye dek birçok icraat yapmış olsun. B partisini destekleyen kişiler parti fanatizmi sebebiyle bu başkana bir teşekkürü dahi çok görebiliyor. Aynı şekilde B partisi yönetime geçince bu sefer de A partililer B partisinin yaptığı iyi şeyleri görmezden geliyor, bir teşekkür dahi etmiyor. Hatta öyle ki, böyle bir durumda teşekkür falan etmek, kendi partisi açısından “ihanet” olarak algılanabiliyor.

2) Başarılara değil başarısızlıklara sevinme çelişkisi
A partisi yönetimde iken B partililer yönetimin başarılarına sevinmiyor, sevinemiyor bir türlü. Hatta yönetim bir konuda çuvallasa ve işi batırsa şükredecek duruma gelebiliyorlar. B partisi yönetime gelirse de aynısı A partililer için geçerli.

3) Hizmet için değil puan toplamak için çalışma modeli
A partisi yönetimde iken her iş gelecek seçimlere hazırlık temelinde planlanıyor. Vatandaşın temel ihtiyacı değil, populer olan ve pazarlanabilir olan faaliyetler öncelik kazanıyor. Bu sırada B partililer yapılan her hizmeti gelecek seçimde kendi önlerinde bir bariyer olarak görüyor. Çünkü A partisi yaptıkları ile övünecek ya, B ile arasındaki mesafe açılıyor. Bu durumda B partisi yapılan hizmetlerin insana hizmet için değil reklam için yapıldığına dair basbas bağırıyor. Hizmet yapma felsefesine dair edebiyat parçalıyor. Neticede B yönetime gelince sadece taraflar rol değiştiriyor.

4) Yanlışa ve doğruya susma ahlaksızlığı:
A partisi yönetimde iken tüm A partililer yapılan yanlışları sineye çekmek zorunda hissediyor, yanlışa yanlış demiyor. “Neme lazım, şimdi buna yanlış dersek bizi fena döverler, en iyisi mi susalım” diye düşünüyor. Gerçekten de B partisi bir yanlış bulunca da üzüm yemeyi bırakıp A partisini ölesiye dövüyorlar. Tabi bu sırada B partililer her sıkıştırdıkları köşede A partiliye ahlak raconu kesiyor. Aynı şekilde doğru bir iş yapılınca karşı partililer bu işe bir türlü doğru diyemiyor. “Ah bir yanlışını bulsak, ah bir açık yakalasak ne döverdik” diye içleri içlerini kemiriyor. Yönetim el değiştirince racon kesenle susanların rolleri değişiyor sadece.

5) Partizanlık fırtınası ulusal ve küresel çıkarları tehdit ediyor.
Partizanlık giderek artarken A partilisi de B partilisi de ülkelerinin kalkınmışlığı ile değil kendi kalkınmışlığı ile övünür hale geliyor. Ülkenin veya dünyanın çıkarları, partinin çıkarlarından sonra geliyor.

6) Kendinin olanı dışlama.
A partisi yönetimdeyken B partililer sanki ülkeyi Yunan askerleri fethetmiş gibi hissediyor. A partisinin yönettiği unsurları benimsemiyor. Sanki devlet, belediye, meclis başka bir devletinmiş gibi bu kurumlara “Bizden değil” diyerek kötü niyetli bakıyor. B partisi seçim kazanınca tüm kurumların gönüllerdeki yeri tersine dönüyor.

7) Özgün olmaktan tek tipleşmeye.
Allah her insanı nev’i şahsına münhasır yaratmış. Herkes müstakil bir yeteneğe, beceriye, bakış açısına sahip. Farklılıkların birer zenginliğe ve toplumsal ortak aklı geliştirecek bir katma değere dönüşmesi yerine A ve B partili olmak üzerinden herkes iki tipe dönüşüyor. Mesela A partili isen paket şeklinde bir karaktere bürünmen gerekiyor. Tüm A ve B partililer “biz” oluyor. Partinin gerektirdiği tek renge bürünmek, hiç farklı düşünmemek, düşünsen de söylememek bir teamüle dönüşüyor.

Özetle, fanatizm bizi bizden alıyor. Bizi bir başkası yapıyor. Allah bizi fanatizmin her türlüsünden korusun. :)

Bu kadar yazdık, eleştirmek güzel hoş, peki çözüm ne? Çözüme dair önerimi de başka bir paylaşımda sunup buraya link bırakacağım inş. :)

--

--

Abdullah Uçar

Meraklı biri. Okur-yazar. Öğrenmeyi, özetlemeyi, öğretmeyi pek sever. Tıp doktoru, en pratisyeninden. Halk Sağlığı doktoru, en tembelinden.